◊ Sizi bir dizide görebilecek miyiz?
– Çok zor artık. Yani bu uzun saatlerle dizi yapılmaz. 45 dakika yaparsın, reklamınla beraber 60 dakika olduğu zaman tadı damakta kalır. Şimdi bitmiyor. Oyuncuya yazık, yönetmene yazık, senariste yazık…
◊ Aslında oyunculuğa istemeyerek başlamışsınız. O da şaşırtıcı…
– Hiç istemedim. Ailem okuldan kaçmayayım diye aşağıda okulun kantininde bekliyordu. Annemin zoruyla gidiyordum. Normalde tam tersi olur.
◊ Size mesleği sevdiren ne oldu?
– Bu mesleği yapmayıp başka bir meslek yapsam da aynı ciddiyetle, aynı endişeyle, aynı sevgiyle yapardım. Yani ben mesleğime âşık olmadım. Ama ne yaparsam yapayım çok yürekten yapacağım için bunu da yürekten yaptım.
◊ Perihan Abla, Şehnaz, Afet Öğretmen… Bunlar ve diğer canlandırdığınız tüm karakterler kült oldu. Kim hangisine hayransa, sizi onun adıyla anıyor. Bunun sebebi nedir sizce?
– Yaptığım dizilerde oynadığım karakterler hep göz hizasındaki kişilerdi. Mesela çok iyi biliyorum ki her mahallede bir Perihan Abla vardır. Şehnaz gibi ayakları yere basmaya çalışan bir kadın mutlaka vardır. Mesela Afet Öğretmen’i oynarken bir çocuk geldi, “Eğer sen öğretmenim olsaydın ben okurdum” dedi. Ne güzel bir şeydir bu.
HAKSIZLIĞA VE YALANA DAYANAMAM
◊ Hayattaki kırmızı çizgileriniz neler?
– Haksızlığa ve yalana dayanamam. Ben yalan söylemem, söylenmesini de sevmem. Ben her şeyi karşılamasını bilen, çok dayanıklı insanımdır. Saygı da benim için çok önemlidir.
◊ Meslek hayatınıza şöyle bir dönüp baktığınızda, en mutlu olduğunuz ve en sınandığınız dönemleri hatırlıyor musunuz?
– Ben sadece “Deli Saraylı” ve “Ah Neriman” dizileri arka arkaya kaldırıldığı zaman çok acı çektim ve gerçekten küstüm. Yani mesleğe değilse bile insanlara küstüm.





