MİCHAEL CORLEONE, RUHUNU HATIRLATAN BİR DURUŞ
/
Bugüne kadar farklı projelerde dikkat çeken Selim Erdoğan’a atfedilen benzerlik yalnızca fiziksel bir çağrışım değil; oyunculuk yaklaşımındaki paralellik ile de dikkat çekici. Çünkü ‘Reyyaz’ düz bir kötü adam değil. Hesaplaşmalar, kırılmalar, suskunluklar ile sevgisini belli etmeyen ancak sahiplenici, öfkesini göstermeden hissettiren. Sosyal medyada hakkında en çok konuşulan ise ‘Reyyaz bakışları ile oynuyor’. Ve bu yorum boşuna değil. Erdoğan, mimik ekonomisiyle karakterin iç dünyasını seyirciye işliyor. Bağırmadan, korkutmak.Sessizlikle, baskı kurmak.Gözle, hükmetmek.Michael Corleone nasıl kaderin içine doğmuş bir güç figürüyse, Reyyaz’da bulunduğu dünyanın kurallarıyla yoğrulmuş bir adam. İkisi de dışarıdan soğuk içeriden karmaşık. Ve Selim Erdoğan’ın oyunculuğu, bu benzerliği daha görünür kılıyor. Abartıya kaçmadan, dozunda, kontrollü ve içten. Yılmaz Erdoğan izleniminden can bulmuş senaryo karakteri olan Reyyaz dizinin parlayan bir başka yıldızı. İzleyici ise hissettiği o karakteri seviyor.
REYYAZ: GRİ BİR ADAMIN HİKAYESİ
/
İnci Tanelerinin Reyyaz’ı siyah değil, beyaz hiç değil. Tam ortada, gri bir karakter. İzleyicinin ilgisini çeken de bu. Çünkü gerçek hayatta da en tehlikeli olanlar bağıranlar değil, susanlar değil midir? Reyyaz ise kaderin içine doğmuş, kaderle pazarlık etmeye çalışan bir adam. İşte Selim Erdoğan da bu iç çatışmaların hepsini seyirciye ‘göstererek değil, hissettirerek’ aktarıyor. İnci Tanelerinin Reyyaz’ı bize belki de şunu söylüyor ’bazen en yüksek etki, en sessiz yerden gelir’. Ve belli ki Selim Erdoğan o sessiz yerin ustası.





